Hemşireler Bayramda Çalışır mı?
Bayramlar Kayseri’de başka bir anlam taşır. Bütün şehir, sokaklar, caddeler, evler, sokak lambaları bile farklı bir havaya bürünür. Kocaman sofralar kurulur, misafirler gelir, kahkahalar duvarları sarar. Bu, her yıl tekrarlanan bir gelenek, bir kutlama şeklidir. Ama bu bayramda benim ruhumda başka bir şeyler var. İçim buruk, kafamda bir sürü soru var ve o sorulardan biri sürekli kafamda çınlıyor: Hemşireler bayramda çalışır mı?
İki Günlük Tatil, Bir Ömürlük Görev
Günlerden pazar, saat sabahın altısı. Uyandığımda, dışarıda şehir henüz uyanmamış. Kapıdan dışarı adım attığımda, Kayseri’nin soğuk rüzgarı beni sarhoş edici bir şekilde karşılıyor. Havanın soğukluğu, sokaklardaki sakinlik birden bana bayramın gelmek üzere olduğunu hatırlatıyor. Ama o an aklımda sadece bir şey var: hastalarım, hastanede beni bekleyenler.
Bir tarafta bayram tatilini geçiren arkadaşlarım, diğer tarafta ise ben, hemşire olarak görevdeyim. Görevdeyken, bir anlamda bayramın bana sunduğu her şeyden uzak kalıyorum. Oysa bayram, insanların birbirini neşeyle karşıladığı, bir araya geldiği, sevdiklerine sarıldığı anların yaşandığı zaman dilimi olmalı. Ama burada ben, hastane koridorlarında, yoğun bakım ünitelerinde, çığlıklar ve sessiz çığlıklarla dolu odalarda çalışıyorum. Şu an, tek bildiğim şey şu: bayram, benim için yine çok farklı geçecek.
Bir Telefon, Bir Değişen Her Şey
Saat 7:00. Telefona gelen bir mesaj: “Bütün gece seninle çalışacak hemşire var mı?” Göğsümde bir sıkışma hissiyle cevap veriyorum. Evet, hemşire olarak bayramda çalışmak zorundayım. Hekimler ve sağlık çalışanları her gün hayat kurtarıyorlar, ama bayramda bizler yine hastaların yanındayız. Bir telefonla hayatın ne kadar değişebileceğini, sevdiğinden bir an uzak kalmanın insanı nasıl hissettirdiğini bir kez daha anlayacağım.
O an bir kısım içim acıyor, neden? Çünkü hastalarım, bayramda yalnızlar. Belki de ilk defa sevdiklerinden uzaklar. Bu, işimin parçası, evet. Ama yine de canım yanıyor. O insanlar, o aileler, bayramda sevdikleriyle olmak yerine bir hastane odasında, hemşirelere emanet.
Hemşire Olmanın Yükü ve Değeri
O gün bayramda çalıştığım için hiç bitmeyen bir duygusal karmaşaya kapılıyorum. Bazen bu mesleği seviyorum, ama bazen de içimde bir hayal kırıklığı oluşuyor. Bayramda çalışmak, insanın içinde büyük bir boşluk yaratıyor. Hani dışarıda herkes sevdikleriyle gülüp oynarken, sen sadece birer maskeye dönüşüyorsun. Çünkü senin yapman gereken şey, hastanede kalmak, hastalarla ilgilenmek, birilerine şifa olmak. Ve evet, bu çok kıymetli, çok değerli bir şey. Ama bazen kaybolan zaman, bazen öksüz kalan bayramlar var.
Bunun tam tersine, bir hastanın gözlerindeki o minnettar bakışları… Bu da başka bir şey. Çünkü bir hemşirenin yaptığı en güzel şey, belki de birine umut vermek. Birileri iyi olmasa da, en azından senin varlığın onları bir nebze olsun rahatlatabilir. O hasta odasında, gözlerinin içine baktığında, bir insanın o an sahip olduğu tek şeyin sağlık olduğunu görüyorsun. Ama bu da bana bir kez daha hatırlatıyor: Bayramda, belki de bu yüzden çalışmak zorundayım.
Hemşire Olmak, Hayat Kurtarmak
Bazen hastanede bayramın ne olduğunu bile unuturum. Bir çocuğun ateşi yükseldiğinde, gözlerinin ışığı kaybolmuş bir kadının elini tuttuğumda, bir erkeğin yoğun bakımda vücudunun her yerinde morluklar gördüğümde bayramın anlamı kaybolur. Bayramı, hastanelerin soğuk odalarında çalışarak geçirirken, en çok ihtiyacım olan şey, belki de biraz dinlenmekti. Ama ne yazık ki, bayramın dinlenme kısmı ben de yok. Benim için bayramda çalışmak, hayatı daha yakından görmek, insanlara umut olabilmek demek.
Hastaneye giderken, aklımda bir sürü düşünce var. İnsanların bayramda mutlu olabilmesi için ne kadar önemli bir iş yaptığımı fark ediyorum. Ama bir hemşirenin de bazen biraz tatil, biraz huzur ve biraz mutluluk hakkı olduğunu unutmamalıyız. Hepimiz insanız. Hepimiz duygusal ve yorgunuz. Bayramda biraz nefes almak, kendimize biraz zaman ayırmak istiyoruz. Ama işin bir de bu yönü var: Kimi zaman, bayram bile olsa, görevimizi yerine getirmek zorundayız.
Yalnız Değilsin, Biz Buradayız
O sabah saat 10:00’da hastaneye vardığımda, hala dışarıda karanlık gölgeler var. Ama burada her şey farklı. Bir hemşire için bayram demek, bazen hastaları yalnız bırakmamak demek. Bazen içimdeki buruklukla hastaların yanına giderken, belki de en çok kendimi hatırlatırım: Bir gün ben de bir başkası için bu kadar önemli olacağım. Bir gün bir hemşire olacak, belki de benim için bayramda çalışmak zorunda kalacak.
Bir tarafta yakınlarıyla bayram yapan insanlar, diğer tarafta ise ben ve benim gibi hemşireler var. Bizler, insanların kalp atışlarını, nefeslerini, gözlerindeki ışığı yeniden kazandıranlarız. Ama bayramda da çalışmak zorundayız. Hemşire olmak, her zaman bir fedakarlık gerektirir. Bu sadece işimizin doğası. Ama aynı zamanda insan olmanın, hayatın içinde kalabilmenin en anlamlı yolu.
Bir Bayram, Bir Duygu: Hemşireler, Hep Yanınızda
Evet, belki de hemşireler bayramda çalışır. Ama bir hemşirenin bayramı, bir hastanın hayatı boyunca ona verdiği o küçük ama kıymetli desteğin kalıcı hatırasıdır. Hastaların sağlığına kavuştuğu, gözlerinde yeniden umut ışığının parladığı her gün, bayram gibi olur.
Bayramda çalışmak, sadece bir meslek olmanın ötesine geçer. Bazen tüm bu yoğunluk, yalnızlık, hayal kırıklığı içinde, bir umut kaynağı olursun. Bayramda, sevdiklerinden uzak kalırsın. Ama unutma, o hastaların gözlerinde senin en değerli hediyen olduğunu görebilirsin.
Bayramda yalnız değiliz. Biz, hemşireler, her zaman hastalarımızın yanındayız.