Hasis Davranmak: Bir Kalbin Kırıldığı An
Bazen bir olay, bir kelime, ya da bir bakış, insanın dünyasını sarsar. Ve bazen, kelimeler en keskin silah olabilir. Bir akşam, yağmurun hafifçe damlalar halinde camlardan süzüldüğü, şehir ışıklarının yavaşça solmaya başladığı bir anı hatırlıyorum. O an, hayatımda karşılaştığım en zor durumla yüzleşmiştim. Hasislik, o gece, ruhumu terk etmedi. Belki de hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden biriydi.
Serdar ve Leyla, uzun yıllar birbirlerini tanıyan, birbirlerine değer veren iki insandı. Birbirlerine olan sevgileri, kelimelerle anlatılamayacak kadar derindi. Ancak zamanla, bu sevgi yavaşça bir tıkanıklığa dönüştü. Serdar çözüm odaklı, mantıklı bir adamdı. Problemleri hemen çözüp geçmek isterdi. Leyla ise insanlara değer vermeyi seven, ilişkisel yaklaşımı güçlü bir kadındı. Kalbini, ilişkilerindeki insani bağlarla şekillendirirdi. Fakat bir şey ters gitmeye başlamıştı: Serdar’ın hırsı ve hırsları, Leyla’nın beklentilerinin gerisinde kalmaya başlamıştı.
Bir Akşam Yemeği ve İlk Kırılma
O gece, bir akşam yemeği için buluştuklarında, her şeyin farklı olacağını ikisi de tahmin etmiyordu. Leyla, bu akşam Serdar’a ne kadar değer verdiğini, ona olan sevgisini göstermek istemişti. Ancak Serdar, alışkanlıkları gereği, o akşam da işten başka bir şey düşünemedi. Bu durum, aslında uzun zamandır hissettiği bir boşluğun yansımasıydı. Serdar’ın gözleri, bir an bile Leyla’ya odaklanmak yerine, telefonunda kaybolmuştu.
Leyla, tüm içtenliğiyle Serdar’a, “Bu akşam sadece seninle olmak istiyorum,” dediğinde, Serdar’ın verdiği yanıt, kalbini parçaladı: “Şu an önemli bir işim var. Biz sonra konuşuruz.” O anda Leyla, ilişkilerinde hep başkalarına değer verirken, kendi ihtiyaçlarının yok sayıldığını hissetti. Bir insan, ne kadar değer verir, ne kadar öncelik tanırsa, o kadar derin bir kırıklık yaşar.
Serdar, bu durumu sadece “bir sorun değil” olarak görüyordu. Çözümü arıyordu: “Bunu halledebiliriz, Leyla.” Ancak Leyla, çözüm değil, anlayış bekliyordu. Kadınlar, bazen çözüm değil, sadece karşılarındaki kişiden anlayış beklerler. Hasislik, burada devreye giriyordu. Serdar, farkında olmadan, birine değer vermenin sadece maddi şeylerle ölçülmediğini unutmuştu. Gözle görülmeyen, hissedilen bağları göz ardı ediyordu.
Hasislik: Bir İlişkide En Büyük Düşman
Hasislik, sadece maddi açıdan değil, duygusal açıdan da bir eksikliktir. İnsanlar, en çok değer verdikleri anlarda, en çok kendilerini ortaya koymaları gereken zamanlarda, kendilerini geriye çekerlerse, hasis davranmak işte o zaman ortaya çıkar. Serdar, kendini başarılı bir iş adamı olarak görüyordu ve her şeyin parayla ölçülmesi gerektiğine inanıyordu. Oysa Leyla, en değerli şeyin zaman, ilgi ve bağlılık olduğunu biliyordu. Bu iki bakış açısı arasında bir mesafe oluştu.
Leyla’nın kalbi kırılmıştı, ama o an Serdar’a bunu nasıl anlatacağına karar veremedi. Çözüm odaklı bir insan olarak, Serdar duygusal bir çözüm aramıyordu. O, sadece “problemi çözmek” istiyordu. “Duygusal bir boşluk var mı?” diye sormuyordu. Hesislik, burada işte tam bu noktada devreye giriyor: Kendisini kısıtlayan, başkalarının kalp kırıklıklarını görmezden gelen bir davranıştı. Serdar’ın, o an Leyla’yı dinleyerek, duygusal olarak onu anlaması gerekiyordu. Ama ne yazık ki, o bunu yapmadı.
Söz Konusu Olan İnsan Olunca…
Kadınlar, genellikle başkalarının duygusal ihtiyaçlarına daha çok değer verir. Leyla’nın bu geceki beklentisi, Serdar’ın hislerini anlamak, sadece onu dinlemekti. Ama Serdar, buna dair bir adım bile atmadı. Her şeyin geçici olduğunu, insanlar arasındaki bağların çok kıymetli olduğunu unuttu. O akşam Leyla, hasis bir kalbin soğukluğuyla yüzleşti: İnsan, sadece maddi şeylerle değil, duygusal anlamda da kendisini verebildiğinde güçlüdür.
Serdar ve Leyla’nın hikâyesi belki de hepimizin bir şekilde yaşadığı bir mücadeleyi yansıtıyor. Hasislik, bir insanın kalbinde birikmiş ve dışarıya yansıyan bir eksikliktir. İlişkilerde empati eksikliği, bir kişiyi fark etmeden, insanı yavaşça bu eksikliğe doğru itebilir.
Ne Öğrendik?
Serdar’ın, sorunları çözme odaklı yaklaşımı, bazı durumlarda işe yarayabilir; fakat ilişkilerde sadece çözümler değil, duygu ve empati de gereklidir. Leyla ise, duygularının yok sayılmasına ve karşısındaki kişinin sadece kendi çıkarlarını düşünmesine tahammül edemedi. Ve en sonunda, Leyla’nın kalbi kırıldı.
Herkesin en derin duygusal ihtiyaçları vardır. Eğer bu ihtiyaçlar karşılanmazsa, bir ilişki yavaşça sarsılmaya başlar. Hasis olmak, sadece maddiyatla sınırlı bir davranış değildir. O, bir insanın sevgisini ve değerini küçümsemek, karşısındaki kişiyi yalnızca dışsal ölçütlerle değerlendirmek demektir.
Ve şimdi, size soruyorum: Hasis davranmak, sadece parayı ya da maddi şeyleri kısıtlamakla mı ilgilidir, yoksa duygusal eksikliklerle mi? Yorumlarınızı duymak isterim.